Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü

GümüşhaneÜniversitesi
Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü

Etkinlik

"Yasaklama, Yönlendir"

22 Nisan 2026

Her hafta Hüseyin Nihal Atsız Kültür Evi’nde gerçekleşen İlim Yayma Cemiyeti’nin düzenlediği etkinliğin bu haftaki konuğu, Bölümümüz Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şadiye Kotanlı Kızıloğlu oldu.

Hüseyin Nihal Atsız Kültür Evi’nde 22 Nisan Çarşamba günü saat 15.00’te gerçekleşen İlim Yayma Cemiyeti’nin programının bu haftaki konuğu Doç. Dr. Şadiye Kotanlı Kızıloğlu oldu. Dijital çağda anne baba olmak, medya, çocuk ve popüler kültür ilişkisine değinen Kotanlı; annelere, babalara ve gençlere bu konu kapsamında tavsiyelerde bulundu.

Her tıklamamızın bir yol güzergâhı olduğunu dile getiren Şadiye Kotanlı Kızıloğlu, “Bizim her bir tıklamamız, her beğenimiz, her paylaşımımız, her aramamız onlara bir yol, bir güzergâh belirliyor. Hepimiz için bir profil çiziliyor. O profillerden bizlerin tüketim alışkanlıkları, yaşam şekilleri, yaşam tarzları, neye daha çok meyilliyiz, hangi yaşam biçimine daha çok adapte olabiliriz; bunların profili çıkarılıyor. Bu veriler günümüzde çok daha değerli. Dijital ebeveynlik dediğimizde, evet, günümüzde ebeveynler nasıl davranacak? Nasıl davranması gerekir? Bu dünyadan haliyle geri duramıyorlar” dedi.

 

“Düşünüyorum, o halde varım

Ebeveynlerin çocuklarını dijital tüketimde eğitmedikleri halde çocuklarda kaygı, depresyon gibi dürtü bozukluklarının oluşabileceğini söyleyen Kotanlı, “Oyuncu profiline girmesini istiyormuş. Evet. Şimdi İngilizce’de ‘share’ ve ‘parenting’ kavramları var. Bunları bir araya getirerek ‘sharenting’ diye bir kavram oluşturulmuş. Paylaşan ebeveynler. Ama bu ebeveynler ne anlayışla paylaşıyorlar? Birincisi arkadaşlar, günlük tutma; yani anılarımızı biriktirelim. Nerede? Dijital ortamda. İkincisi tabii ki kişilerle bilgi alışverişi. Aileyle, akrabayla, uzaktan tanıdıklarınız varsa, uzakta olan akrabalarınız varsa bunlarla. Peki biz bunları yaparken tabii ki başka nedenler de var. İlk çocuğun heyecanı da var tabii ki, değil mi? Bir de daha çok görünür olma isteği. Neden görünür olmak istiyoruz? Hani Descartes’ın bir sözü var ya: ‘Düşünüyorum, o halde varım.’ Artık ne oldu? ‘Görünüyorum, o halde varım.’ Bizim görünürlüğümüz yetmez, daha doğmadan o çocuğun da görünürlüğünün sağlanması gerekir. Çünkü dijital bir evrende yaşıyoruz. Ağlarla çevrili bir dünyadayız, değil mi arkadaşlar? Ne olacak? Çocuk dünyaya gözlerini bu ortamda açsın. Ne olacak? Sonra bunun ileri aşaması, az önce söylediğimiz ‘kid influencer’lar. Yani çocukları etkileyen, tüketime yönlendirecek noktada çok önemli figür olan çocukların bu evrende çok önemli bir yer işgal etmesi. Tabii ki bunların olumsuz anlamda etkilerini konuştuğumuzda, ilerleyen dönemde çocuklarda psikolojik problemler olabiliyor: kaygı, depresyon, dürtü bozuklukları. Çünkü zamanında hep bir örnek veriyorduk ya, ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’deki o küçük Osman. Değil mi? Sette sinir krizleri geçiriyor çocuk. Bunun dışında, psikolojik problemlerin de ötesinde çocuğun uyku düzeninin sağlanamaması. Çünkü sürekli bir var olma hâli oluyor” ifadelerini dile getirdi.

 

Dijital ortamın bambaşka bir ortam olduğunu ve çocukların kendilerini var edebilmek için çok başka kimliklere büründüklerine değinen Doç. Dr. Şadiye Kotanlı Kızıloğlu, “Dijital ortam bambaşka bir ortam. Burada çocuklar da kendilerini var etmek için bambaşka bir kimliğe bürünebilir. Algoritmik benlik dediğimiz şey de ortaya çıktı. Evet, algoritmalar bizi yönlendiriyor. Paylaştıkça, beğendikçe, sayfaları takip ettikçe karşımıza benzerlerini çıkarıyor. Şimdi çocuklar çok masum, değil mi? Oturuyorlar ya da yemek yerken… Ama şu da var: Çizgi filmlerde mutlaka bir ideolojik altyapı var. İstedikleri ideolojiyi empoze edebiliyorlar. O yüzden ebeveynlere düşen en önemli şey nedir, biliyor musunuz? Geleneksel medyada da, yeni medya ortamında da, dijitalde de çocuk ne izliyor? Buna bakmak lazım. Çocuğu takip etmek lazım. Ha, şu demek değil: Yasaklayalım, sınırlayalım. Asla. Ne yapacağız? Yönlendireceğiz arkadaşlar. Yasaklama, yönlendir” cümlelerini kullandı.

 

“Yeter ki popüler olsun, para kazansın”

Anne ve babaların çocukları sırf popüler olsun diye kendi elleriyle ajanslara teslim ettiklerine vurgu yapan Kızıloğlu, “İlerleyen dönemlerde onların ruh hâlleri ortada. Sosyal çevrede ya da topluma karıştıklarında ve sonraki dönemlerde yaşayacakları veya o popülariteyi sürdürme durumları hiç göz önünde bulundurulmuyor. Aynı şey dizi oyuncusu çocuklar için de geçerli. Anneler, babalar çocukları kendi elleriyle ajanslara götürüyorlar. Yeter ki popüler olsun, para kazansın, ünlü olsun. Ama o çocuğun uyku düzeni ne hâlde? Pedagog eşliğinde mi o sette duruyor? Yeter ki sağlıklı bir şekilde o çekimler tamamlansın, sonraki aşamaya hazırlanalım. Çocuk orada uykusuz mu kalmış, psikolojisi mi bozulmuş, sonraki aşamada çok olumsuz bir psikolojik duruma mı evrilmiş? Hiç umurlarında değil” ifadelerine yer verdi.

 

Medyanın yetişkinleri etkilediği gibi çocukların ruhsal dünyasına da kapanılmaz yaralar açtığını dile getiren Şadiye Kotanlı, “Bu anlamda baktığımızda evet, medya dünyası yetişkinlerden çocuklara kadar birçok tüketiciyi etkilediği gibi çocukların ruhsal dünyasına da çok fazla kapanılmaz yaralar açabiliyor. Örnekleri çok fazla. Bunun dışında tabii ki çocukların karşılaşacağı çok fazla olumsuzluk var. Bunları hepimiz biliyoruz ama mesela deepfake videolar, değil mi? Bunlar var. Pornografik içerikler var. ‘Sexlink’ denilen cinsel içerikli mesajlarla karşı karşıya kalabilirler. Bir de psikolojik durumlar; olanı biteni kaçırma korkusu diye bir kavram var” sözleriyle son verdi.

 

Foto Galeri

Yukarı dön